Hülya Zerin

Öbür Ev

ÖBÜR EV



-Ben öbür eve gideceğim Mebrure, ben gideceğim.



Son on gündür, bu sözleri günde en az yirmi defa tekrarlıyordu ihtiyar adam. Mebrure Hanım, felçli kocasının yanağını okşadı; göz pınarlarına hücum eden yaşları acı bir tebessümle geri savurdu.



Söyleyecek bir şey bulamayıp o da her seferinde söylediklerini tekrarladı:



-Şimdi gitme, sonra birlikte gideriz, olmaz mı?

Sadullah Bey, belki duymadı, belki de anlamadı; hiçbir tepki vermeden yine iç dünyasına çekildi, sessizliğe büründü. Derin sükunet saatleri yeniden başlamıştı. Bu ev zaten hep böyleydi: Sakin, sessiz, cıvıltısız, sürprizsiz…



Yalnız bayram günlerinde, arada bir yapılan dost ziyaretlerinde, duvarlarına çocuk sesleri vuran ama sinmeyen bir evdi bu; çocuk özlemiyle yanıp tutuşmuş iki yüreğin, bu özlemle oturup kalkıp, konuşup susup ömür sürdüğü ve artık ümidi yitirip; “ne yapalım, Allah vermedi. Bari biz de birbirimizin çocuğu olalım” dedikleri bir ev.



Mebrure Hanım, gerçekten de evin çocuğu gibiydi. Küçük yaşta kimsesiz kalınca, onun bunun yanında sefil olmasın diye, Sadullah Bey’le evlendirmişlerdi. Hali vakti yerindeydi Sadullah Bey’in, ama yaşı büyükçeydi. Evlendikleri günden beri, onu eşine karşı hep mahcup bırakan önemli bir yaş farkı vardı aralarında. Oysa Mebrure Hanım, belki küçüklüğünün verdiği toylukla, belki de şefkate olan ihtiyacından dolayı adeta baba gibi sevmiş, saymıştı onu. Elinden gelen tüm desteği göstermiş ve eşini hiç kırmamıştı. Yıllarca birlikte, ekmek tekneleri olan bakkal dükkanında çalışmışlardı.



Sadullah Bey, bu sabırlı, çileli kadının kucağına bir bebek alamayışına kendisinin sebep olduğunu biliyordu. Bunun mahcubiyetini de taşımıştı hep gönlünde. Bazen de boynu bükük, özür diler gibi, çaresizliğini dile getirir; o zaman Mebrure Hanım, bu iri yapılı, heybetli adamın iki büklüm olup küçülmesine dayanamaz, teselli ederdi.



Şimdi, şuurunu yarı yarıya kaybetmiş bir halde, bedenini kımıldatmaktan acizdi Sadullah Bey. Mahcubiyet dahil, hiçbir şey hissetmiyor gibiydi. Hayat arkadaşını, dert ortağını, dostunu, çocuğunu, Mebrure’ sini hep yanında bilmekten başka bir isteği de kalmamıştı.



-Öbür eve gideceğim ben Mebrure, öbür eve.

Mebrure Hanım, eşinin felçli elini yumuşak bir tutuşla kavrayıp öptü; sonra diğer eliyle okşadı. Boşluğa asılmış gibi duran gözlerine, buzları bile eritebilecek bir sıcaklıkla baktı. Yanakları, kan rengi bir tebessümle gerildi. Cildi buruşmaya yüz tutmuş çehresi, gölgeli bir aydınlıkla parlıyordu:

-Tamam, dedi; git canım. Öbür eve git. Ama beni buralarda yalnız bırakma. Anam babam da, evladım torunum da sen oldun. Git ama, beni de yanında götür.



Mebrure Hanım, bu kez gözyaşlarına yenik düştü. Ağlamak için boş bir odaya kaçmak istedi. Zaten bütün odalar boş değil miydi? Olsalardı, çocukları beklerdi belki bu odalarda. Oğulları, kızları, belki torunları… Kimi oturur dizinin dibine, cevap alamayacağını bile bile; “nasılsın babacığım?” diye sorar, kimi dua kitabından dualar okur, kimi de yan odaya kaçıp ağlardı, şimdi kendisinin yaptığı gibi. Hastayı yalnız beklemek, hastanın sabahı beklemesi kadar zordu herhalde. Gençken, bir lise öğrencisinden duyup tekrarlaya tekrarlaya ezberlediği şiiri, zihninde toparlamaya çalıştı:

“Ne hasta bekler sabahı

Ne taze ölüyü mezar

Ne de şeytan bir günahı

Seni beklediğim kadar”



Devamını hatırlayamadı. Devamı olup olmadığını da hatırlayamadı. Aslında, beklemenin kendisi zordu.

Sadullah Bey de, günlerdir sayıkladığı öbür eve kavuşmak için iki gün daha beklemişti. Artık bir hasta iniltisinin bile duyulmadığı bu evde, hepten sessiz ve ıssız kalakaldı Mebrure Hanım. Bir yandan, her şeye rağmen devam eden hayatı yaşamaya çalışıyor, öte yandan Sadullah Bey’in gönüllü gittiği yeni evini düşlüyordu.



Belki, kendisi de günün birinde o eve giderdi. Neşeli, cıvıl cıvıl, duvarlarına çocuk sesi sinmiş, bahçesindeki çiçekleri çocuk kokan bir ev olurdu bu belki de.



Kim bilir?



HÜLYA ZERİN hulyazerin@gmail.com


Bu Yazı 220 defa okunmuştur..



---------------------- Yorumlar ----------------------

Yorum eklemek için aşağıdaki formu doldurun..

Adınız  :

Şehir  :

Yorumunuz  :